1949 yilinda Dersim´in Ovacik ilcesinde
Hülükusagi köyünde orta halli bir köylü cocugu olarak dünyaya
gelen Süleyman Cihan, ilk ve orta okulu Ovacik´ta okudu. Lise
ögrenimini ise Elazig`da tamamladi. Daha genc yaslarda TKP/ML
ile iliskiye gecti. Ancak Partinin 1973 yilinda aldigi yenilgi
nedeniyle iliskisi uzun sürmedi. Süleyman Cihan, bir taraftan
okurken, diger taraftan genc nesillere ögretmenlik yapiyordu.
Öretmen olduktan sonra da aktif siyasal mücadelesi sürdü. 1974
yilinda Istanbul`da Tunceli Kültür ve Dayanisma Dernegini
kurarak bizzat baskanligini yapti. Ayni yil Bati Anadolu Bölge
Komitesinde görev aldi. TKP/ML`nin yenilgisinden sonra basa
cöreklenen sagci oportünistlerin partiyi tasfiye girisimlerine
karsi mücadele bayragini acan komünislerin en önlerindeydi.
Onun kararli, sabirli ve yilmaz mücadelesi sonucu Parti
cizgisini, örgütsel, siyasi ve ideolojik olarak tasfiye etmeye
calisan GKK hizibi Partiden atildi. O, görevlerin en büyügünü
bundan sonra da omuzlamakta tereddüt etmedi. Tüm ülke capinda
bir iliski agi kurdu. Nitekim Konferans Örgütleme Komitesi
Onun yogun faaliyetleri sonucunda da 1. Konferans yapildi.
Konferans´ta Merkez Komitesi Siyasi Büro üyeligine ve
Örgütlenme Komitesine getirildi. Ve bir dönem de Halk
Ordusunun Genel Konseyi`nde örgütlenme görevini üstlendi.
Zulmün, baskinin, iskencenin kol gezdigi dönemlerde aranir
duruma düstü. Süleyman Cihan, `77 ve `80 dönemi arasinda
uluslararasi alanda ortaya cikan üc dünya teorisi akabinde
AEP modern revizyonizmine karsi Mao´yu ve Cin devrimini
savunarak revizyonist cephenin saldirilarinin bosa
cikartilmasinda aktif rol aldi. Uluslararasi alandaki AEP
revizyonizminin etkisi Partiye de yansidi ve kimi yönetici
kadrolar bu sag rüzgarin etkisi altina girdi. Bunun üzerine
Kongre hazirligi Konferans hazirligina dönüstürüldü. O
dönemlerde MK´nin silahli mücadeleye hazirlik tespiti hala
sürüyordu. Silahli mücadeleye hazirlik yönlü bazi cabalar ve
AEP´ten belli etkilenme yönlü tespitler, 1. MK´nin 7.
toplantisinda ele alinarak saga sapilmasina karsi mücadele
edilmesinde ve 8. toplantida geri adim attirilmasinda Süleyman
Cihan´in agirlikli ve ciddi katkisi vardir.
Yapilan bir sonraki toplantida da gerilla savasi icin somut
adimlar atilmasinda belirleyici rol oynadi. 12 Eylül`le
birlikte mücadeleyi birakma, yilginlik, karamsarlik, örgütleri
feshetme, yyurtdisina kacma, mültecilesme vb. ihanetin kol
gezdigi, ricat taktiklerinin alindigi bir sürecte TKP/ML,
Cunta kosullarinda 2. Konferansini Subat 1981´de yaparak
sebatla silahli mücadeleyi yürütme kararini alip sinif
mücadelesindeki kararliligini dosta da düsmana da gösteriyordu.
Bu Konferans´ta Süleyman Cihan, MK üyeligine ve MK tarafindan
da Genel Sekreterlige secildi.
Cunta kosullari tüm hiziyla sürerken O, faaliyetlerini bir an
olsun aksatmadi. Süleyman Cihan, 28 Temmuz 1981 yilinda
Istanbul´da düsmanin eline gecti. Ancak fasizmin böylesi
yilmaz bir komünisti ele gecirmekten duydugu cilginca sevinc,
Süleyman Cihan´in Ibrahim Kaypakkaya´dan devraldigi karali,
yigit direnisiyle hayal kirikligina döndü. Kimligini dahil
kabul ettiremeyen düsman careyi onu katletmekte buldu. Aylar
süren iskenceli sorgularin ardindan 15 Eylül 1981 yilinda
katledildi.
Süleyman Cihan, Ibrahim Kaypakkaya´dan sonra iskencede
katledilen, Proletarya Partisi´nin Ikinci Genel Sekreteriydi
Umutsuzluklar
aninda oldugu gibi
Atilim zamanlarida da
umulmadiklar vardir
tarih dedigimiz
zaman ve mekan kucaginda,
Bu da
üzen ve sevindiren yönleriyle
Kacinilmasi olmayan, istek disi
Bir kuraldir
Yani dünya kadar kin büyüten
Partiyi gerceklerle egiten
Bir sürecti dolu - dizgin gecilen
Bir kez daha ögretmenimizi
yitiriyorduk
en nadide canimiz; Cihan`imiz
O sicak yüregimiz
Beynimiz, bilincimiz
Celikten irademiz
Tutsakti
Hey can yoldaslar hey
Düsmani kücümsemenin bedeline
Yasamimiz düsüyordu;
Yeniden ruhumuz üsüyordu
Koltuk altlarinda bin soguk ter
damlacigi
Ruhumuz üsüyordu
Zindanlara ve yoksul evlere,
Ve zirvelerde yol gözleyenlere
O kahredici haber üsüyordu
Cihani`miz, canimiz;
Ögretmen Önderimiz
Ilkinki kadar ikirciksiz
Ilkinki kadar tereddütsüz
Yasamini sancak sancak örerek
Dilini duvarlara gömerek
Ser verip sir vermeyerek
Ölümsüzlerin katina ucusuyordu