IP adressiniz
is 38.107.191.88
Lütfen Kayit olmak icin tiklayin.
Tesekürler

Üye Girisi

Nickname
Şifre 

  Kimler Üye:
  » Son Üye: delipoyraz79
  » Toplam: 5576
  Kimler Bagli:
  » Ziyaretçi: 10
  » Üye: 1
Kimler Bagli:
01 : delipoyraz79

Kaypakkaya TV`yi izlemek
Yeni Sayfa 1
solbasin
Yeni Sayfa 1

Karl Marks

  Yeni Sayfa 3

İbrahim Kaypakkaya'nın 34 yıl önce Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı'ndaki ölümü, acı bir efsane olmaktan çıkıp acı bir gerçekliğe dönüşüyor... Kafası, elleri ve ayakları kesilmiş olarak bile olsa O'nu teslim almak için mücadele eden babası, o acı günü hiç unutamıyor. 78'liler Girişimi'nin baba ile birlikte geçtiğimiz yıl İçişleri Bakanlığı'na yaptığı bir başvuruda "Kaypakkaya'nın karanlıkta kalan ölümünün aydınlatılması için, Bilgi Edinme Yasası çerçevesinde, öldüğü tarihlerde Diyarbakır askeri tutukevinde görevli tüm resmi-sivil güvenlik ve istihbarat görevlilerinin kimlikleri" sorulduğunda, RET yanıtı almıyor. 70'li yıllarda, yaşanan çok önemli olaylar üzerinden devlerin topluma vermek istediği mesajın 'deşifre' edilmesini isteyen aile ve dostları, Kaypakkaya'nın bir efsane olarak değil, gerçekçi tezleriyle de günümüze ışık tutmasını diliyorlar.
24 Ocak 1973'te Tunceli'ye bağlı Vartinik-Mirik mezrasındaki bir çatışmadan beş gün sonra yaralı olarak yakalanıyor. Mezradaki çatışmada arkadaşı Ali Haydar Yıldız öldürülüyor.
Kendisi de, yine 1973'ün 17 Mayıs'ını 18'e bağlayan gece, Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı'nda öldürülüyor.
Öldürüldüğünde 24 yaşında olan İbrahim Kaypakkaya, Çorum'a bağlı Karakaya köyünde doğuyor; babası Ali Kaypakkaya'nın ilk evliliği olan Mediha'dan... İlkokulu bitirince Hasanoğlan İlköğretim Okulu'na, oradan da İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'na giriyor.

YOLU FKF'DEN GEÇİYOR
İstanbul'da aktif bir öğrenci ve devrimci oluyor. Aslında devrimci fikirlerle Hasanoğlan'da tanışıyor ancak bir çok şey İstanbul'da yerli yerine oturuyor. Mücadelenin yükseldiği 1967-68 yıllarında, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF)'nun Çapa'da şubesini kuruyor. Okul yönetimi, derneğin 10 kurucu üyesini okuldan bir ay uzaklaştırıyor. Ancak bununla yetinmeyip savcılığa suç duyurusunda bulunuyor. Daha sonra bu 10 kişiyi okuldan atıyorlar. Onlar da, Danıştay'a dava açıyorlar. Kazanıyorlar. Ancak 10 kişiden sadece İbrahim okula alınmıyor. İbrahim ise bu sürede hiç boş durmuyor ve bütün etkinliklerde yer alıyor.

SINIF ÇALIŞMASI YAPIYOR
Forum, Ant Türk Solu, Aydınlık Sosyalist Dergi gibi yayınlarda yazılar yazıyor. 6. Filo ve Kanlı Pazar eylemlerinde de yer alıyor. Okul işgallerine ve boykotlara katılıyor. Trakya'da köy mitinglerinin örgütlenmesine, Demir Döküm Sungurlar, Horoz Çivi, Petriks Ege Sanayi, EAS Akü, Gamak Singer, Derby gibi fabrikalarda işçilerle mücadele örgütlüyor.İSTANBUL'A VEDA
Okuldan atılınca Çorum'a dönüyor ve Çorum köylerinde çalışmaya başlıyor. Bu bölgedeki çalışmalarını, 'Çorum içinde sınıfların tarihi' konulu inceleme ile yazıya dönüştürüyor. Arkasından Malatya, Antep yörelerinde, Silvan, Nazimiye, Kürecik ilçelerinde, Haydaran'da, Nurhak ve Düzgün dağlarının köylerinde çalışmalar yapıyor. Bu sürelerde de İstanbul ve Ankara'ya gidip geliyor. Yine Malatya'daki çalışmalarını, 'Malatya'da sınıfların tahlili' konulu bir incelemeye dönüştürüyor.

'DEVRİMCİ DAYANIŞMA'
12 Mayıs 1972'de Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özüdoğan'ları ihbar edip öldürülmelerine yol açan Kürecik bucağı Kahyalı köyü muhtarı Mustafa Mordeniz'i öldürüyor. Bunu aynı zamanda, dönemin 'devrimci dayanışma' özelliğine uygun olarak, Deniz'lerin idamı üzerine de yaptığı biliniyor.
* * *Modern zamanın devrimcisi
Kaypakkaya, FKF örgütlenmesinden sonra Milli Demokratik Devrim (MDD) tezlerini savunuyor. Ayrışma döneminde TİİKP'te yer alıyor. Daha sonra ise TİİKP'e ağır eleştireler getirerek TKP-ML ve TİKKO'yu kuruyor. TKP-ML'nin programını 'Şafak revizyonizmi tezlerinin eleştirisi', 'Milli mesele', Kemalist iktidar dönemi', 'İkinci Dünya Savaşı yılları' ve '27 Mayıs hareketi', 'Kızıl siyasi iktidar öğretisini doğru kavrayalım' başlıklı tezlerinde kaleme alıyor ve düşünsel duruşunu ortaya koyuyor.

MİLLİ MESELEDE ÇOK NET
İbrahim Kaypakkaya, yaşadığı dönemde tartışma konusu olan Milli Mesele'de, çok net tavır ortaya koymasıyla biliniyor. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını açık olarak savunuyor ve Kürt sorununa ilişkin tespitlerinde devletin asimilasyon politikasını çok net olarak anlatıyor. Türk ve Kürt halkının birlikte mücadele etmesinin, hatta aynı partide mücadele etmesinin gerekliliğini vurgulayan Kaypakkaya, iki halkın ayrı ayrı mücadele etmesinin sakıncalarına de değinerek, ayrı mücadele halinde her iki halkın da devletin manipülasyonlarına açık hale geleceğini tespit ediyor.

İBRAHİM'DEN ALINTILAR
"Demokratik halk diktatörlüğü sisteminde bütün milletlerin ve dillerin tam eşitliği garanti edilecektir. Hiçbir zorunlu dil tanınmayacak, halka bütün yerli dillerin öğretildiği okullar sağlanacaktır. Halk devletinin anayasası, herhangi bir milletin herhangi bir imtiyaza sahip olmasını ve milli azınlığın haklarına herhangi bir tecavüzü kesinlikle yasaklayacaktır. Her ulusa kendi kaderi tayin etme hakkı tanınacaktır. Bütün bunların gerçekleşmesi için, özellikle yaygın bölgesel özerklik ve tamamen demokratik, yerel, kendi kendini yönetim gereklidir.
Bu özerk ve kendi kendini yönetim bölgelerin sınırları, ekonomik ve sosyal şartlar, nüfusun bileşimi vb temeli üzerinde bizzat mahalli nüfus tarafından tayin edilecektir".

KEMALİZM ELEŞTİRİSİ
İbrahim Kaypakkaya'nın Seçme Yazıları altı metinden oluşur. Aralık 1971 ile Aralık 1972 arasında kaleme alınmış yazılar, kamuoyuna sınırlı mal olmuş olsa da, onun modern zaman devrimcisi olduğunu ortaya koyan yazılardır. Kaypakkaya, Kemalizm için 'Türkiye egemenlerinin harcı'; Kürt sorunu içinse 'Türkiye egemenlerinin handikapı' der. Kemalist ideoloji üzerine ayrıntılı tezleri olan Kaypakkaya, bu olguyu 'devlet ideolojisi' ve 'faşist ideoloji' olarak temellendirir.

* * *
Oğlunun kesilmiş cesedini görmek...
1973 yılı Mayıs ayında baba Ali Kaypakkaya, Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İbrahim'den bir mektup alıyor. Mektupta, o sırada Ankara'da olan babasını İstanbul'a yönlendiren İbrahim, babasından bazı belgeler getirmesini istiyor. Savunmasına yardımcı olacağını söylediği bu belgeleri, İstanbul'da Ahmet Türk adlı bir avukattan alan baba, 19 Mayıs 73 günü Diyarbakır'a varıyor. Doğrudan cezaevine giden baba, görevliler tarafından engellemeyle karşılanıyor ve 'görüşemezsin' yanıtını alıyor. Baba, belge getirdiğini söyleyip ısrar ediyor. Bunun üzerine cezaevi komutanı olan Yarbay rütbeli biri geliyor ve tartışma sertleşiyor. Sıkıyönetim Komutanı Korgeneral Şükrü Olcay'a çıkarıyorlar babayı. Korgeneral Olcay, oğlunu görmekte ısrar eden babaya, "Oğlun intihar etti" diyor. Yaşadığı şoka rağmen söylenen şeye inanmayan baba, "O intihar etmez, siz öldürmüşsünüzdür" diyor. Aralarında geçen tartışmada Korgeneral babayı tehdit ediyor. Ancak babanın ısrarı karşısında, hastane müdürünü çağırıyor ve İbrahim'in cesedinin babaya verilmesini emrediyor.
Baba Ali Kaypakkaya, oğlunun cesedini teslim aldığı anı çok acı hatırlıyor. Çünkü oğlunun kafası bedeninden ayrılmış şekilde, kesik olarak teslim ediliyor. Ayrıca elleri ve bacakları da kesik olan İbrahim'in, kaba yerlerinde de çok derin yarıklar görüyor. Bunların nedenini soran babaya "Otopsi için yaptık" diyorlar. Baba, oğlunu kefene sararak alıp götürüyor...SOYADINI DEĞİŞTİRİYOR
70'li yıllarda 'dışlanma' yaşamadığı halde, 8o'li yıllarda toplumsal yalnızlaşma ile yüz yüze kalan baba Ali Kaypakkaya, üçüncü evliliğinden olan küçük oğlunu okula yazdırmak için götürdüğünde, çocuğun soyadını duyan okul müdürü, kayıt yapmak istemiyor. Bunun üzerine baba Ali Kaypakkaya, soyadını değiştirerek, yaşadığı köyün adını alıyor: Ali Karakaya!

* * *Arkadaşımı anarken
Farklı anlatılarla İbrahim Kaypakkaya'yı bu kısacık yazıma konuk etmek istiyorum. Çok mütevazı bir insandı. Bizlere göre bilgiliydi. Akıcı konuşurdu. İnsan hali olarak mesela, arada bir ince işaretlerle üstün yanını karşı tarafa hissettirme tavrına düşülebilir, farkına varmadan. İbrahim'de buna hiç rastlamadım.
Bilgili olma durumu kimi insanı etkiler. Ağır takınır, şakanın uzağında durur; bilgili duruşu gölgelenmesin diye... İbrahim'de böyle kaygıların kırıntısına rastlanmazdı. Şakanın arasına dolu dizgin at sürer, kahkahalarıyla muhabbete lezizlik katardı. Bazen bu durum güreşme, boğuşma, enseye şaplak atma noktasına tırmanır, bu fiziki aktiviteye İbrahim de canla başla katılırdı.
Çorum, Amasya, Tokat, Samsun havalisi güreşçiler beldesi kabul edilir. İbrahim Çorumlu'ydu, az buz güreş tekniğini bilirdi. Anımsıyorum, Fikir Kulüpleri Federasyonu binasında kendinden iri Rahmi Aydın'la güreşe tutuştu. Ufak cüssesinden beklenmeyen bir güç sergiledi, tekniğiyle Rahmi'yi perişan etti. Demem o ki, böylesine hayat dolu, şakacı, tatlı yaramazlıklardan geri durmayan candan bir insandı.
Birlikte muzipliklerimiz oldu. Bir gece kolkola asker yürüyüşüyle trafik lambalarından geçtik, sürücüleri zararsız iki kaçık olduğumuza inandırdık. Gecenin geç vaktinde 'Hey onbeşli onbeşli' türküsüne asılıp, gelen geçenin nazarına çarpıldık. Ve daha başka muziplikler...
İbrahim'in gülümsemesi belleğimde tazeliğini koruyor. Beniz olarak biraz sarımtıraktı İbrahim. Gülümsemesiyle sarımtıraklığı depreşir, sarı çiçek suyuna batırılmış göz ışınlarıyla insanın içini ısıtırdı. Birine ya da bir gruba yaklaştığı zaman, gülümsemesi yüzüne yayılır, duru gözlerinden sarımtırak ışınlar etrafa saçılırdı. Bir çocuğunki kadar masumane renk taşırdı İbrahim'in gülümsemesi. İçtenlik, tatlılık, sadelik, sıcaklık, biraz da utangaçlık...
Hasanoğlan'da folklor ekibine girip, birkaç yörenin oyunlarını öğrenmişti. O nedenle halay çekmeye bayılırdı. Kendi aramızda ninniyle bir kaç deneme yaptığımızı da hatırlıyorum.
Sadeliğiyle yaşamın eldeki çeşnilerine konuk olan bu güzel insan, hem okulun önde gelen solcusuydu; hem de süper zekalı öğrencilerden biriydi. Edebi yanı güçlüydü. Akıcı konuşur, hızlı ve güzel yazardı. Hem konuşma diline, hem de yazı diline hayrandık. İki yetenek bir aradaydı, birbiriyle at başı hizalamalı ahenk içindeydi. Fen derslerinde apayrı bir yetenekti İbrahim. Kavrayışı sistematikti. Matematiksel formülleri unutmazdı hiç. Çünkü algılayış tarzı ezberi dışlıyor, sistem olarak kavramayı esas alıyordu.
İbrahim'in teorik yetkinliği işte bu sistemsel kavrayıştan gıdalıydı. Genç yaşında yakaladığı teorik ivmenin ana damarı bu bilimsel mantıktı. Sönmeyen okuma isteği, eleştirel öğrenme tarzı, araştırıcı dürtüsü bu temele dayalı payandaları oluşturdu; bilimsel rafineri tamamlandı. Onun arıtımından geçen 9 düşünsel malzeme, teorik tezler şeklinde somutlaştı. Kavrama ve üretme yetisinde İbrahim'le diğer yöneticiler arasında bariz fark vardı. İbrahim gibi bir öndere sahipti örgüt ve bu anlamda şanslıydı. Fakat, önderle yardımcıları arasındaki bariz fark ise örgütün şanssızlığını simgeliyordu. İbrahim'i bizlerden kopardılar. Büyük boşluk oluştu, kapatamadık. Yeniler devraldı, boşluk büyüyerek sürdü... Otuzdörtyıl devrildi, koca boşluk yerinde duruyor.
Bıkmamacasına okumak, eleştirel öğrenmek, araştırmayla sentezlere varmak İbrahim'in belirgin tarzıydı. Ardıllarına ışık tutsun!


DEVRİMCİ YOLDAŞLAR ÖLÜMSÜZDÜR !
İBRAHİM KAYPAKKAYA ÖLÜMSÜZDÜR !
İBRAHİM KAYPAKKAYA YAŞIYOR SAVAŞIYOR !



NOT: HASAN ERKUM VE ALİ TAŞYAPAN'IN 18.05.2007 BİRGÜN GAZETESİNDEKİ YAZISINDAN ALINTIDIR.

Yeni Sayfa 3
Ibrahim KAYPAKKAYA
Komunist Önder Diyor ki

Ancak sahsimi ilgilendiren konular ve hakkimdaki isnatlari tasan hususlardan gayri,genclik örgütü ve calisdigim devrimci gruplar icinde baskalarini etkileyebilecek bir beyanda bulunamam.Anlatmis oldugum seyler,genclik ve icinde bulundugum devrimci gruplar saflarinda kendi calisma ve düsüncelererinle ilgili bulunmaktadir.Baskalari hakkinda beyanda bulunmayi,kisisel sorumluluk sahami asan bir hareket sayarim.Sikiyönetim ilanina kadar faaliyetlerim bunlardi.


Bu devredeki calismalarimla ilgili herhangi bir sey söylemeyecegim.Calistigimi söylememin sahsi sorumlulugum acisindan yeterli  oldugu görüsündeyim.Ben sormus oldugunuz sekilde Malatya ve Tunceli bölgelerinde faaliyetgöstermedim.Calisma alanim buralar degildi ve neresi oldugunu söylemeyi de gereksiz buluyorum; neresi olmadigini belirtmeyi yeterli görüyorum.


Benim,bahsettiginiz TIIKP adli örgütle hic bir bagintisi olmayan kisisel nitelikteki faaliyetlerim,Türkiye Komünist Partisi (Marksist-Leninist) ve Türkiye Isci Köylü Kurtulus Ordusu  saflarina katilmama kadar sürmüstür.Sonradan katildigim bu örgütlere ne zaman katildigimi hatirlamiyorum.TKP/ M-L ve ona bagli TIKKO örgütlerinin kimler tarafindan kuruldugunu ve yönetildigini bilmiyorum.Yanliz bu örgütlerin saflarina katildigimi ve onlarin illegal üyesi ve taraflisi oldugumu saklamiyorum ve bu örgütlerin üyesi olmaktan bir kivanc duyuyorum.


Kemalizm konusunda, metindeki görüşlere katılmıyorum. Kemalizm daha kurtuluş savaşının içindeyken emperyalizm ve feodalizm ile uzlaşmaya ve karşı-devrimciliği temsil etmeye başlamıştır. Halka ve komünistlere alçakça düşmanlık gütmüş ve onlardan gelen her hareketi gaddarca ezmiştir. Mao Zedung'un Yeni Demokrasi kitabında aldığı dipnotunda, Stalin de bundan bahsediyor. Ayrıca Şnurov'un kitabındaki bilgiler son derece öğreticidir. M. Kemal'in "tam bağımsızlık ilkesi" pratikte de (1938'e kadarki iktidar döneminde) görüldüğü gibi, emperyalizme teslimiyet, yarı-sömürgeciliği seve seve kabullenmesidir. M. Kemal'in Sun Yat-sen ile kıyaslanması doğru değildir. Olsa olsa Çan Kay-şek'le kıyaslanabilir.


Esasen biz komünist devrimciler,prensip olarak siyasi kanaatlerimizi ve görüslerimizi hic bir yerde gizlemeyiz.Ancak örgütsel faaliyetlerimiz örgüt icerisinde  olmayip da bize yardimci olan sahis ve gruplari aciklamayiz.Kisisel sorumlulugum  acisindan gerekeni zaten söylemis bulunuyorum.Ben buraya kadar anlattiklarimi samimiyetle inandigim Marksist-Leninist düsünce ugruna yaptim.Ve sonuctan asla pisman  degilim.Ben bu ugurda her türlü neticeyi göze alarak ve can bedeli bir mücadeleyi öngörerek calistim ve neticede yakalandim.Asla pisman degilim.Bir gün sizin elinizden kurtulursam gene ayni sekilde calisacagim.


Hareketimizin niteliğini ve nihai hedeflerini en kesin, en açık ve en doğru bir şekilde ifade eden ve pratikte de işçi sınıfının ve diğer emekçilerin bilinçlenmesine katkıda bulunan ve bizi her türden sosyalizm hainlerinden ayıran adlandırmanın TKP (M-L) olacağı açıktır.Her şeyden önce, TKP (M-L) bilimsel olarak doğrudur. Ve bizim nihai hedefimizin tam ve açık bir ifadesidir. Çünkü:


Mârkisist-Leninist hareket, bugün Türk hakim sınıflarının Kürt milletine ve azınlık milliyetlere uyguladığı milli baskıların en amansız ve en kararlı düşmanıdır; milli baskılara, diğer diller üzerindeki baskılara, milli imtiyazlara karşı en önde mücadele eder.


Kemalist Diktatörlük İşçiler; Köylüler, Şehir Küçük-Burj uvazişi, Küçük Memurlar ve Demokrat Aydınlar Üzerinde Askeri Faşist Bir Diktatörlüktür:


Önümüzde cetin ama sanli mücadele günleri var...Sinif mücadelesinin denizine bütün varligimizla atilalim.....Bu mücadelede kahraman isci sinifimiza .Özverili ve cilekes köylülerimize,Yigit gencligimize sonsuz bir güven duyalim…


Demiri de kömürüde de sökeriz aman, Bugdayi da pirinci de ekeriz aman. Fasizme icimizden kan damlayan kiliciz, Bir gün gelir kinimizi dökeriz aman...


Kaypakkaya
Parti İçi Mücadele


Sanal Bakis
Kaypakkaya’nın Pratik-Politik Marksizmi


Serbest Köse
IBRAHIM KAYPAKKAYAYI ve 18 MAYISI ANMAK YETMEZ...


Özgür Basin
Kürt gençliği Kaypakkayayı incelemelidir

Son 20 Forum Mesajı

\Mesaj İkonu Ramazan Balpetek Ölümsüzdür
Son Gönderen: derindevran Konu: Şehitlerimiz Tarih: Sep 05, 2010 Saat: 02:33:04

\Mesaj İkonu Kaypakkaya Siirleri
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Aug 28, 2010 Saat: 19:41:28

\Mesaj İkonu Kırmızı Gül Buz İcinde
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Aug 28, 2010 Saat: 19:40:29

\Mesaj İkonu Bir 18 Mayıs Tebessümü: İbrahim Kaypakkaya
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Aug 28, 2010 Saat: 19:39:24

\Mesaj İkonu İbrahim Kaypakkaya: Kemalizm’den ve resmi ideolojiden kopuş
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Aug 28, 2010 Saat: 19:33:24

\Mesaj İkonu TKP Paradigmasının İflası Ve Kaypakkaya’yı Anlamak
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Aug 28, 2010 Saat: 19:19:55

\Mesaj İkonu Salih Fırat (Erdal Çetinkaya) Yoldaşa
Son Gönderen: karai Konu: Şehitlerimiz Tarih: Aug 18, 2010 Saat: 11:25:11

\Mesaj İkonu Sosyalist Kore'nin Dostları
Son Gönderen: babuskin Konu: Web Sitesi Tanitimları Tarih: Aug 17, 2010 Saat: 08:09:58

\Mesaj İkonu MKP/HKO 2010 gerillalari video goruntuler
Son Gönderen: 62munzur Konu: Web Sitesi Tanitimları Tarih: Aug 10, 2010 Saat: 18:52:06

\Mesaj İkonu www.ozgur-radyo.com Yayinda
Son Gönderen: Ozgur-Radyo Konu: Web Sitesi Tanitimları Tarih: Aug 06, 2010 Saat: 20:45:31

\Mesaj İkonu REDHACK Sitesi Yenilendi!
Son Gönderen: FIRTINA Konu: Web Sitesi Tanitimları Tarih: Jul 23, 2010 Saat: 16:16:24

\Mesaj İkonu İşçi-Köylü okurlarından 5 tutuklandı
Son Gönderen: 62munzur Konu: Parti Tarih: Jul 05, 2010 Saat: 11:58:58

\Mesaj İkonu Maoist militanlardan uyarı eylemi
Son Gönderen: 62munzur Konu: Parti Tarih: Jul 03, 2010 Saat: 18:45:38

\Mesaj İkonu TKP/ML TİKKO'dan Dersim'deki çatışmaya ilişkin açıklama
Son Gönderen: 62munzur Konu: Parti Tarih: Jul 02, 2010 Saat: 15:28:44

\Mesaj İkonu Tunceli'de çatisma, 2 TIKKO gerillasi öldü..
Son Gönderen: Demirdag Konu: Parti Tarih: Jul 01, 2010 Saat: 19:14:22

\Mesaj İkonu SON DAKIKA: 2 TİKKO GERiLLASI TOPRAĞA DÜŞTÜ
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Jul 01, 2010 Saat: 19:13:16

\Mesaj İkonu Maoist gerillalar 26 polisi öldürdü
Son Gönderen: 62munzur Konu: Kaypakkaya Tarih: Jun 29, 2010 Saat: 21:10:27

\Mesaj İkonu SON DAKIKA: İSTANBUL'DA MKP/HKO OPERASYONU
Son Gönderen: 62munzur Konu: Kaypakkaya Tarih: Jun 29, 2010 Saat: 15:53:17

\Mesaj İkonu Devrimci Demokrasi&İşçi-Köylü gazetelerine toplatılma ka
Son Gönderen: 62munzur Konu: Kaypakkaya Tarih: Jun 25, 2010 Saat: 23:05:59

\Mesaj İkonu Ibrahim Kaypakkaya için emsal karar
Son Gönderen: Demirdag Konu: Kaypakkaya Tarih: Jun 23, 2010 Saat: 21:45:54


[ Kaypakkaya. Org ]
San Olsun Kaypakkaya Yoldasa!..
Yeni Sayfa 3

Kaypakkaya Kitaplari

 

Bilgisayariniza indirin

Üzerine yazilmis Kitaplar

Kitap

   

   OKU ve OKUT

Kitap

 

phpNuke Theme design by Ethaidesign.com